Yasak Elma: Adem, Havva ve Lilith

En başa döndüğümüzde insanlığın Adem ve Havva’nın topraktan yaratılması ile başladığı kabul edilir. Aslında hikaye çok basit, iblis geliyor, yasak elma yeniyor ve insanlık ilk kez iradesizlikle sınanıp cennetten kovuluyor. Gerçi elma olduğu bile kesin değil, bu nedenle çoğu kaynakta cennetin kapılarını biz insanlara kapatan şeyin yasak olan ağaçta yetişen bir meyve olduğu söyleniyor.

Bazı kaynaklar Havva’nın cennet bahçelerinde masumca gezerken şeytanın oyununa gelip meyvenin tadına baktığını sonra da Ademe yedirdiğini söylüyor. Bu nedenle insanlık tarihindeki ilk kadın bile yaptığı hatayla, cinselliğin kapılarını aralamasıyla anılıyor. Ancak Musevilik ve Hristiyanlık gibi bazı inançlarda yer alan efsaneye göre Adem’in ilk karısı, yani yaratılan ilk kadın Havva değil, Lilith. Aslında bu yasak elmadan da öncesi, ilk kadının ilk adamın üstünlüğünü reddetmesi var.

İlk Kadın, İlk Eş, İlk İsyan: Lilith

Bazı inançlarda yer alan, bazılarında hiç anlatılmayan, tüm kötülüklerin ardına adı yazılan, İslam’da hiç yeri olmasa da çoğu inanışta kabul gören bu efsane; Adem’e yoldaş olsun diye topraktan yaratılan, ilk eş, ilk kadın, güzel Lilith. Uzun dalgalı güneş kızılı gür saçları, kehribar rengi gözleri, bembeyaz ten rengi ve zarif bedeni ile tasvir edilir. Ademin üstünlüğünü reddeden, eşitliği savunan, aynı yaradılıştan fark olamayacağına kafa yoran ve ilk adamı terk eden baştan çıkarıcı kadın.

Tüm kötülüklerle lanetlendiği, cennetten aforoz edildiği, her kötülüğün arkasında onun olduğu iddia edilir. Bu nedenle insanlık tarihinde yüzyıllar boyunca kızıl saçlı kadınlar cadılıkla, şeytanlıkla suçlanarak ölüme mahkum edilmiştir. Erkeklerin bu terkedilmeyi hazmedememe probleminin tarihimize yansıttıklarına bakar mısın! Bazı şeyler hiç değişmiyor.. Her neyse, tek istediği eşitlik olan Lilith, özünde Adem’in kontrolünü ve hakimiyetini reddediyor ve onun isyanı yüzünden ondan sonra gelen tüm kadınlardan itaat bekleniyor, Havva dahil. Bugün feminizmin ilk baş kaldırısı olarak da sunulan Lilith, Adem’in tüm üstünlük durumunu aşağılayıcı buluyor ve kendisine yapılan bir hakaret olarak görüyor. Adem’i, dolayısıyla Tanrı’nın gözünde ışığı, inancı terk edip karanlık tarafa geçiyor ve bir şeytana dönüşüyor. Terkedilişin ardından dini kaynaklardan, tarihten çıkarılan, hiç var olmamış gibi davranılan Lilith, isyanının getirdiği tepkilerle karanlık tarafa itiliyor. Belki de kendi seçiyor, ‘Ben bunlarla uğraşamam’ demiş bile olabilir. Lilith’in Adem’e ve onun otoritesine isyanının ardından, bu kez topraktan değil, eşitliği reddedercesine bizzat Adem’in kaburgasından yeni bir eş yaratılıyor; Havva. Ama gelin görün ki, ummadık taş baş yarar. Havva tüm insanlığa unutamayacağı bir ders veriyor ve yasak elma cennetin kapılarını insanlara sonsuza kadar kapatıyor.

“Ey Âdem! Sen ve eşin cennette kalın. Dilediğiniz yerden yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz. (Araf, 19)”

Bu yasak meyve hikayesi Tevrat ve Kuran-ı Kerim’de farklı olarak anlatılıyor. Tevrat’a göre o zamanlar çok güzel bir hayvan olan yılan, Cennette yaşayan Havva’ya yaklaşmış. “Allah bilir ki ondan yediğiniz gün, o vakit gözleriniz açılacak, iyiyi ve kötüyü bilerek Allah gibi olacaksınız.” diyerek, onu yasak ağacın meyvesinden yemeğe ikna etmiş, daha sonra da Havva yasak meyveden Âdem’e de yedirmiştir. (Tekvin, 3/1-6) Kuran-ı Kerim’e göre ise Adem ve Havva’yı yasak ağaca yaklaşmaya teşvik eden bizzat şeytandır. Âdem’e karşı açık bir kıskançlık içinde olan ve ona itaat etmeyi en başından reddeden şeytan, önce Allah’ın emrine karşı gelerek Âdem’e secde etmemiş, (Araf 7/11-12) sonra da onu kandırarak günah işlemesine sebep olmuştur.

“Şeytan, ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onlara fısıldadı: Rabbinizin sizi bu ağaçtan alıkoyması melek olmanız veya burada temelli kalmanızı önlemek içindir.” (Araf, 7/20)

Farklı kaynaklar, başka anlatsa da özünde bu yasak meyve Adem ile Havva’ya onlara görünmeyen cinsel organlarını fark ettiriyor. Meyveyi yemeleri cinselliği beraberinde getiriyor ve cennetten kovularak Dünya’ya gönderiliyorlar. Tövbe ettikleri ve Tanrı’nın onları affettiği söylense de olan olmuş bir kere. Hiçbir şeye ihtiyaç duymadıkları, cinselliği tanımadıkları cennet, ateşten yaratılan şeytanın oyunuyla onlara dinin gerektirdiği şekilde davranmalarının sonucunda ödül olarak geri dönebilecekleri bir yer oluyor. Bir yasak meyve yüzünden başımıza gelenlere bakın! Bu hikayeye bakınca kaşınmışız biraz valla. Ama Tanrı’nın  her şeyi gören ve daha gerçekleşmeden bilen bir yaratıcı olduğu düşünüldüğünde bu senaryo aslında ilk andan itibaren zaten vardı. Asıl soru Lilith, bu yasak elma muhabbetinden sonra Adem’in arkasından güzel bir kahkaha attı mı?

Adem’i terk edişinin ardından Lilith’in şeytan ile ile ilişkiye girip bir çok çocuk doğurduğu da söyleniyor. Kadın gerçekten asla umursamamış, hayatına devam etmiş. Yani cenneti falan çok fazla kafaya taktığını zannetmiyorum. Bu yüzden erkeklerin hakimiyetinde anlatılan ve yayılan dinlerde hiç adının geçmemiş olması muhtemel. Hatta Yahudi inanışlarından bazılarında efsaneler der ki; Lilith’in terk edişinin ardından yenilgiye uğrayan Adem Tanrı’ya yalvarır ve Tanrı bu yalvarışa karşılık Havva’yı yaratır. İnanıştaki çirkinliğe bak. Hangi kadın düşmanı uydurup yazdıysa bunları, tümünde kadın erkek için yaratılıyor.

Şimdi gelelim benim düşüncelerime..

Bir kere ben genel olarak, anlatılan her şeyin değiştirildiğine inanan bir insanım. Benim inancıma göre dine dair yaradılıştan bu zaman gelen her bilginin içinde insanın bir dokunuşu, bir eklemesi ya da uyarlaması mevcut. Bu doğru, bu yanlış, bu yasak, bu serbest olarak bakmıyorum ben olaya. Aklım var, düşünüyorum. Ve bana göre doğru olanı sorgulamıyor, benim için yasak olması anlam ifade etmeyen şeyleri kendi yaşamımda tabulaştırmıyorum. Bence insana verilen aklın, sunulan yüzyıllık kurallardan daha çok önemi var. Düşünebiliyor oluşumuz, doğru ve yanlış olanı ayırt edebilelim diye bize sunulan bir özellik, bu yüzden söylenilenleri sadece bilmek, aklıma yattığı sürece uygulamaya dökmek benim dine bakış açımı daha kabul edilebilir kılıyor. Adem ve Havva’nın hikayesinde benim kafama yatmayan bazı şeyler var. Bu bence gelen her dinde farklı anlatılmasından dolayı. Yaratıcı bir tane ama her kitap başka bir şey anlatıyor. Ya gönderildiği şekliyle kalmadığından ya da biz insanların müdahaleleri sonucunda son haline gelene kadar güncellenmek zorunda olmasından.

İnsanlığı Dünya’da verecekleri sınava iten yasak elma bence iradenin, günahın, kibirin tasvir edildiği bir metafor.

Tamam belki de seksti. Ama zaten dünya, bu iki insan çoğalabilsin diye değil mi? 

Bence hiçbir zaman Havva Adem için yaratılmadı. Ya da Tanrı bir diğer cinsiyeti daha çok sevip onu mutlu etmeye çalışmadı. Hikayelerin tümünde her şey Adem’in başrolünde anlatılsa da söz edilen şey bir erkek değil. Bir insan. Şeytan bir erkeğe itaat etmeyi reddetmedi, bir insana itaat etmeyi reddetti. Ya da ilk kadın kibri, kötülüğü ile cenneti terk etmedi, o sadece eşitliği savunan bir karakterden ibaretti. Gerçekte ne olduğunu asla bilemeyiz. Yukarıda yazan her şey, sadece anlatılanlar. Lilith gerçekten var mıydı yoksa Havva’nın varlığı iki kadın arasındaki farklara mı dayandırıldı asla bilemeyiz.

Bildiğim tek şey Adem’in yasak elmayı kendi iradesiyle yediği. Ve hep kadının yaptığı bir hata olarak anlatılan bu hikayelerin, körü körüne yazılana inanan her insanı eşitliği reddedercesine etkilediği. Mesele hiçbir zaman sadece bir elma değildi. Yüzyıllar geçti, Lilith’in hikayesinden bugüne onlarca şey değişti, değişmeyen tek şey kadının erkeğin gözündeki yeri. O meyveyi Adem de yedi ama algıda seçicilik hep Havva’yı suçlarcasına nesiller boyu hikayeleştirildi. Lilith’in cenneti terk edişi, ondan sonra gelen kızıl saçlı tüm kadınlara sebepsiz mezar oldu. Peygamberler hep erkeklerden seçildi, inanışlar yüzyıllar boyunca kız çocuklarını diri diri toprağa gömdü. Kadın ruhunu içine hapsetti, erkeğin kaburgasından yaratıldığını baskıyla kabullenip, eşitlik arayışından vazgeçti.

Lilith mi Havva mı?

Yaradılış hikayesinin iki kadını; Lilith ve Havva. Biri modern çağın feminizm savaşının simgesi haline geldi. Diğeri ataerkil toplumun ‘ideal kadın’ tanımını tasvir etti. Lilith kendi ayakları üzerinde durmak için çaba gösteren, baş kaldıran ve erkek egemenliğini reddeden kadınları simgelerken, Havva boyun eğen ve daha çok sevilen, toplumun kabul ettiği kadınları simgeledi. Bu çatışma, aslında her kadın için aynı soruyu gündeme getirdi. Ben hangisiyim? Tanrı’nın önünde Ademin üstünlüğünü reddedip onu terk eden Lilith mi, Adem’in çocuklarına annelik yapan, yasak elmayı yemekle suçlanan, bu yüzden affedilmek için uyum sağlamak zorunda bırakılan Havva mı?

Benim cevabım belli. Her ikisi de. Eşitlik söz konusuysa, Tanrı’ya bile karşı koyacak kadar isyankar, yasak elmadan bir ısırığı Adem’e sunacak kadar cüretkar. Hem annelikle kutsanan Havva, hem de lanetlerle anılmak pahasına kendi yoluna bakan Lilith. Benim ruhumda her ikisi de saklı. Hangisinin ortaya çıkacağı, karşımdaki Adem’e bağlı.

1 Yorum Var

Yorum Yazın

Navigate
Verified by MonsterInsights