İletişim
Youtube
Instagram
ONLINE DERSLER

Galata Kulesi nin Gizemli Hikayesi

  • # Tarih
  • Okuma Süresi 3
galata-kulesi-nin-gizemli-hikayesi

Galata Kulesi aslında, bölgenin en yüksek yerine 'gözetleme noktası' olarak yapıldı. 'Galata' isminin kaynağı konusunda pek çok rivayet bulunuyor. Kimileri sadece 'isim benzerliği' dese de, Galatlar Kavmi'nde yaşayanların isminin bu topraklara verildiği anlatılır. Başka bir rivayete göre Bizans'ta, bölgede sütçülükle uğraşıldığı için, 'süt üretimi' anlamına gelen 'Galesu' da denirmiş. Bölgenin biraz ilerisinin adının Sütlüce oluşu, bu olayın tesadüf olmadığını düşündürüyor. Diğer bir rivayet ise, Boğaziçi'ni geçerek Pera'ya varan Galyalılar kavminden dolayı Galata dendiği yönünde... Gayrimuslim halkın çoğunlukta olduğu Galata'ya, eskiden 'karşı taraf' deniyordu. Öyle ki 17'nci yüzyılda Galata'da 70 Rum, 18 Müslüman mahallesi bulunduğu anlatılır. Evet, kendi içinde mahallelere ayrılıyordu. Fetihten sonra ise ayrı bir kent olarak düzenlendi ve buraya bir kadı atandı. 

Fatih Sultan Mehmet, şehrin imarı kadar yerleşimine de önem veriyordu. Galata'ya Anadolu'dan getirdiği halkları yerleştirdi. Bölgenin öneminin farkındaydı. Kuşatma süresince olabildiğince tarafsız kalmaya çalışan bölge halkını, böylelikle hoş tuttu. Ticari çabalarında özgürlük tanıdı. Bu özgürlük, diğer İtalyanların da Galata'ya akın etmesine sebep oldu. Galata adeta ticarethaneye dönüştü. Osmanlı hazinesine para akıtan yerlerden biriydi artık. Burada, yani Galata'daki tüccarlar, bankerler öyle zenginleşti ki, dönemin padişahlarına borç verecek duruma kadar yükselip şehrin imarına da katkıda bulunmaya başladılar. Bunlardan biri de Kamondo Ailesi'ydi. 19'uncu yüzyılda Galata Kulesi ve çevresini gezen yazar Edmondo de Amicis, Londra'nın kenar mahallelerine benzettiği Galata'yı, "Burada fesli sarıklı insanlar görmezseniz, şarkta olduğunuza inanamazsınız. Her tarafta Fransızca, İtalyanca ve Ceneviz dilleri konuşuluyor" diye anlatır.

Galata Kulesi'ne dair pek çok rivayet anlatılır. Bir rivayete göre M.S. 44-491 arasında İmparator Zenon tarafından fener ve gözetleme kulesi olarak; bir başka rivayete göre ise, savunma amacıyla MS 500'lerde inşa edildi. 1315 yılındaki büyük yangından sonra, imar faaliyetlerinden kule de nasibini aldı ve İsa Kulesi adıyla adeta yeniden inşa edildi. Ve yasağa rağmen surların etrafına hendekler kazdı Cenovalılar. Bu hendeklerin olduğu bölgeler, bugün 'Büyük Hendek Sokağı' ve 'Küçük Hendek Sokağı' olarak anılıyor. 1352 yılında Galata surlarının bakım ve onarım işleri başladı. Kule dışında 13 burç daha takviye edildi ve böylece hizmetteki burç sayısı 40'a yaklaştı. Surlar üzerine ise yaklaşık 25 kapı ilave edildi. Hepsinden önemlisi, Galata Kulesi ve burçlar, yeraltından tünelle birbirine bağlandı. Sadece bir kişinin içinden geçebileceği boyutlarda inşa edilen bu tünellere, 1964 yılında başlatılan restorasyon çalışmaları sırasında, Köksal Anadol'un sondaj çalışmaları sonucunda ulaşıldı. 17'nci yüzyılda ise yangınları halka duyurmak ve gece yarısını belirtmek için 'kös', yani davul çalınma yeriydi Galata Kulesi. Halk bu kös sesini takip ederdi. Günümüzde kullanılan 'kös kös dinlemek' deyimi de buradan geliyor. Galata Kulesi'nde eskiden çalınan çan ise günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde sergileniyor.

 

Kaynak : https://www.milliyet.com.tr/galata-kulesi-nin-gizemli-hikayesi-bu-kule-neden-istanbul-da--molatik-19960/?Sayfa=11

#Tarih KATEGORİSİNDEKİ DİĞER PARAGRAFLAR

Anasayfa
Üye Girişi Yap
Sepetim (0)
Kitaplar
Paragraflar
Blog
İletişim